Açıklama ; “İktidar hayatı hedef aldığında hayat, iktidara direniş olur”

yavvb
“İktidar hayatı hedef aldığında hayat, iktidara direniş olur”
İçinde yaşadığımız kapitalist sistem, daha fazla üretim için sürekli doğayla savaş halindedir. Daha fazla üretim için çevresinde ne varsa yakar, yıkar ve tahrip eder. Sistem için önemli olan şey insanın doğanın bir parçası olması bilinci değil, daha fazla kâr elde edebilmek için doğayı ne kadar sömürürse o kadar fazla kâr elde edebileceği bilincidir. Bunla beraber insanın doğanın bir parçası olduğu gerçekliği bilinçlerimizden silinmeye çalışıldı ve beton grisinin her tonuyla karşılaşır olduk.
“Beton grisi” zulmü, sömürüyü, savaşı ve baskıyı da beraberinde getirdi. Meydanlar halkın kullanımına yasaklandı, 4+4+4 eğitim sistemi gençlerin geleceğini ellerinden aldı, birileri zenginliklerine zenginlik katma hedefiyle Suriye’ye saldırmak için ellerinden geleni yaptılar, Reyhanlı’da patlayan bombalarla 52 yurttaşımızı katlettiler ve bütün protestolara saldırdılar, hatta işi ilerletip insanların kaç çocuk yapacaklarına bile karışır oldular. Ucube zamanlardan geçiyorduk ve zulüm iyice ayyuka çıkar olmuştu. Zulmün olduğu yerde isyan haktır ve bu isyanın başlangıcı İstanbul’daki üç beş ağacın kesilme çabası olmuştu, her şey üç beş ağaç için mi başlamıştı, öyleyse ne güzel böyle başlaması. Çünkü yeryüzünde insanın kendi aitliğini korumak için mücadele etmesinden daha meşru hiçbir şey yoktur.  Elbette beton grisinden payını alacak olanlar bu isyanı bastırmak için ellerinden geleni yaptılar ama halkların örgütlü duruşu karşısında ellerinden geri çekilmekten başka hiçbir şey gelmedi, arkalarında kin, ölüm ve biber gazı kovanlarından başka bir şey bırakmadan geri çekildiler. Yüzlerini devlete kapatmış olup hayatı savunmaya geçenler, kendilerini en savunmasız haliyle ait olduğu yere; Gezi’ye teslim etmişti. İktidar hayatı hedef almış, hayat iktidara karşı direnişe geçmişti. Başarmıştık da… yaşam alanlarımızdaki son yeşilliği sermayeye teslim etmedik. Beton grisini öyle istedikleri yere koyamıyorlar eskisi gibi, Hevsel Bahçelerin’de, Validebağı Korusunda tekrar denediler sonuç aynı.  İnsanlar bir ağızdan tutturmuştu “hürlüğün havasını”. Artık onları kurtaracak kimse kalmadı.
İktidar, kendi güçsüzlüğünü gizlemek için tekrardan saldırıya geçti, kendi konumlarını korumak için tecavüzcülerle, katillerle, barbarlarla aynı safta duracak kadar alçaldılar. Eğitim sistemiyle oyuncak gibi oynayarak gençliğe saldırıyorlar, doğuda şehirleri yıkarak yağmalayarak barış isteyen halklara saldırıyorlar, tecavüzcüleri ve kadın katillerini aklayarak kadınlara saldırıyorlar, kiralık işçiliği yasallaştırıp işçilere saldırıyorlar. Mitinglerde, şehir meydanlarında canlı bombalar dilediğince patlatıyor kendilerini ve bombaların hepsinden haberleri var. Kendinden olmayan herkesle topyekûn savaş açmış durumda iktidar.
Bizler Devrimci Liseliler olarak Gezi’nin serptiği umut tohumlarını tekrardan filizlendirmek için tüm liselileri mücadeleye çağırıyoruz! Gezi direnişimiz bir miras olarak kalmayacak! Filizlenip tekrardan saracak ülkemizin dört bir köşesini. Berkin’in, Ali İsmail’in Abdocan’ın ve daha nicelerinin düşleri yarım kalmayacak. Ankara’da bombalarla katledilenlerin türküleri yarım kalmayacak! Denizlerin Mahirlerin mücadelemize kattığı maya tutacak! Bu gemi zafere ulaşacak! 31 Mayıs günü başta her şeyin başladığı Gezi Parkı olmak üzere tüm ülkede meydanlarda olacağımızı duyuruyoruz!

 

Yaşasın Gezi Direnişimiz!

Gezi Direnişçileri Ölümsüzdür!

Yaşasın Devrimci Liseliler!

Benzer yazılar

Bir Cevap Yazın